BASIN AÇIKLAMALARI

TÜM BASIN AÇIKLAMALARI
Başkan Tugay ŞAHİN

HERKES İÇİN ADALET, ADALET İÇİN AVUKAT!

İnsanlar devletten korkutuğu zaman, zorbalık.. devlet insanlardan korktuğu zaman, özgürlük vardır. // Thomas Paine...

BAŞKAN
Av. TURGAY ŞAHİN

devamı

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

Sovyetler Birliği çöktüğünde, yüzyıldır emeğin mücadelesini yapanlar umutsuz biçimde şöyle demişlerdi:

“Sosyalizm: kapitalizmden ,kapitalizme uzun ve zorlu bir yolculuk!!!”

 

Bir rivayete göre 8 mart 1857’de ağır çalışma koşullarını, yani kapitalizmin emeklerini sömürmesini protesto eden kadınların grev eylemini bastırmak için işyerine kilitlenmesi ve burada çıkan yangında yüzün üzerinde kadın işçinin yanarak hayatını kaybetmeleri Dünya Kadınlar Günü için bir başlangıç tarihi kabul edilmiştir.

Kapitalizm için emek dün neyse bu gün de öyledir hiç kuşkunuz olmasın. Daha çok sermayenin biriktirilmesine ve bunun daha az sayıda kişide toplanmasına hizmet edecek bir araç!

Bu günün dünden farkı, müesses sistemin daha sofistike, daha ikna edici araçlar kullanıyor olması, moda tabirle zulmünü janjanlı ambalaj içinde saklamasıdır.

O halde kapitalizmin veya daha genel bir bakışla dünya sömürü sisteminin tesirinde olmadan hak, hukuk ve adalet ekseninden kadına, dünya kadınlar gününe yahut bir zamanlar kullanılan isimlendirmesi ile dünya emekçi kadınlar gününe bakmamız gerekiyor.

Ve elbette nasıl oluyor da kapitalizme, sömürü düzenine bir isyan, bir eleştiri mahiyetindeki kadınlar gününün , sosyalist gelenekten gelip evrilerek bu günkü tüketim çağının bir mezesi haline getirilmek istendiğini de anlamamız şart! Ne oldu da kapitalizmden kaçıp yeniden kapitalizmin kucağına düşüldü.

Schumaher’in “Hayırlı Ekonomi”,  Samuel Alexander’ın “Yeteri Kadarsa Çoktur” kitaplarında anlatmaya çalıştığı üretim, bölüşüm ve yetinme anlayışı hakim olmadan mutlu olamayacağımızı, bunun erkek veya kadın fark etmez- hepimiz için geçerli olduğunu fark etmeden kutladığımız günlerle, kullandığımız kavramlarla sömürü düzeninin bir parçası olmaktan kurtulamayacağımızı bir an önce anlamamız gerekiyor.

İş, çalışma hayatı, üretim, kazanç, paylaşım konularına dalmadan şunu hatırlamamızda fayda var:

Bir şeyin bedeli karşılığında hemen ya da uzun vadede takas edilmesi gereken yaşam diye adlandıracağım miktardır! Henry David Thoreau

Bir takım klişe kavram ve tartışmalarla hayatlarımızın elimizden alındığını, süslü materyallere karşılık hayatlarımızın önemli bir bölümünü takas ettiğimiz hatırımızdan çıkarmayalım.

 

Dünya Kadınlar Günü’nde en çok sözü edilen konuların başında kadın-erkek eşitliği geliyor!. Kadın-erkek eşitliğinin en önemli kriteri olarak çalışan kayıtlı kadın sayısının oranı görülüyor, öye ki  Avrupa Birliği sürecinde çalışan kadın sayısı, bir ülkenin AB'ye üye olabilmesinin makro göstergeleri arasında yer alıyor.

 

Bu konuda çalışma yapan bir akademisyenimize kulak verelim isterseniz:

 

“Kadınların çalışmasının kadın-erkek eşitliği ile ilgisi olabilir, Ama bu, bilginin tamamı değil. Örneğin, Google'a girip "çalışan kadın” yazıp görseller bölümünden bir arama yaptığımızda karşımıza çıkan ilk 5 fotoğrafın hepsinde, ofis ortamında çalışan ve gülümseyen (gülümsemeleri çalışıyor olmaktan mutlu olduklarını gösteriyor) kadın görselleriyle karşılaşıyoruz. Ev hanımları ise genelde ev işleri yapmaktan bitap düşmüş görsellerle temsil ediliyor. Google'ın mesajı net: Ev hanımları mutsuz, çalışan kadınlar mutludur.

 

Bu bilgi fotoğrafın bir kısmını yansıtmaktadır. Resmin tamamını gördüğümüzde "çalışan kadın mutludur” mesajının yanlı ve propaganda amaçlı olabileceğini de hesaba katmak gerekebilir. Örneğin "çalışan kadın/working women” ibaresinin yanına küçük bir ekleme yapıp "Fabrikada çalışan kadın/working women in factory” yazıldığında karşınıza çıkan kadın fotoğraflarının pek de mutlu görünmediğini, bilakis yüzlerce kadının, ayakta, yağ ve pas içinde, bezgin bir şekilde çalıştıklarını görebilirsiniz.

Belki de patronlar klubü, kadınları mutlu olsunlar diye iş hayatına kazandırmak istemiyorlardır,

Olabilir mi? Neden olmasın? Sanayi devriminin başlangıcında yüzbinlerce çocuk işçiyi havasız, derin maden dehlizlerinde telef eden kapitalizm için tek mesele üretim maliyetlerini düşürmektir. Sendikayla mücadelelerle işçilerin kazandığı pek çok güvence bu gün birer birer yitiriliyor. Dünya kadınlar gününde, hani şu eski dünya emekçi kadınlar gününde bunlardan hiç bahsediliyor mu? Çalışan kadınların işyerlerinde karşılaştıkları mobing ve giderek cinsel istismar vakaları ısrarla gözlerden kaçırılırken aile içi şiddet bilerek öne çıkartılıyor.

Neden?

 

Peki, çalışan kadın fotoğrafının görünmeyen yüzünde başka neler var? Çarpıcı bir bilgi kalp doktorlarından geliyor. Artık günümüzde kadınlar kalp hastalıklarına daha fazla yakalanıyor.

 

İlginç olan, bunun çalışıyor olmakla bir bağlantısının olabileceği. Kalp-damar hastalıkları doktoru Bingür Sönmez, kadınların eskiden erkeklere oranla kalp-damar hastalıklarına daha az yakalandıklarını, ama bu üstünlüklerini zaman içinde kaybettiklerini vurgulayarak şunları söylüyor:

 

Kadınlar erkeklerden olumlu anlamda 1-0 önde idi ama artık araştırmalar gösteriyor ki kalp hastalığı riski aynı. Nasıl mı? Eskiden 'kadınlar menopoza kadar korunuyor' diyorduk ama artık bu geçerli değil. Çünkü günümüzün kadını geç evleniyor, doğum kontrol hapı kullanıyor, çocuk doğurmuyor, doğursa bile emzirmiyor! Dolayısıyla tabiatın onlara bağışladığı bütün hormonları kullanmıyor ve sonuç olarak erken menopoza giriyor. Ayrıca erkekler kadar sigara içiyorlar, onlar gibi stresli bir çalışma hayatı yaşıyor ve alkol tüketiyorlar. Dolayısıyla kadınlar mucize hormonları östrojene artık pek güvenmesinler, erkekler kadar risk altındalar!

 

Çalışan kadın ile "çocuklu çalışan kadın” arasında önemli bir fark var. İş dünyası doğuran kadına sıcak bakmıyor. Çünkü kadın anne olduğunda, onlara göre, motivasyonları düşüyor, psikolojik olarak bölünüyorlar. Bazı işletmelerde, kadınların işe alınırken; çocukları olup olmadığı, hatta çocuk sahibi olmayı isteyip istemedikleri bile soruluyor. Bu mesajı alan kadınlar (ki çocuk sahibi olduklarını gizleyen kadınlara da rastlamak mümkün) işini riske atmamak için anneliğinden fedakârlık etmek zorunda kalıyor. Bunun da tatbiki, Bingür Sönmez'in de ifade ettiği bedellerini, çoğu zaman farkında olmadan, ödemek zorunda kalıyor.”

 

"Çalışan mutlu kadın"  fotoğrafının görünmeyen yüzleri bunlarla sınırlı değil.

Ancak Kadına Yönelik Şiddet, Çalışma Hayatına Kadın, Kariyer Basamaklarını Yükselmede Kadına Yönelik Eşitsizlik gibi anahtar kavramlarını,  GİDEREK YÜKSELEN GENEL ŞİDDET EĞİLİMİ, AİLENİN DAĞILMASI, BİREYİN YALNIZLAŞMASI, EMEK PİYASASININ İŞVEREN LEHİNE DİZAYNI (ZORUNLU ARABULUCULUK, İŞ GÜVENCESİNİ ORTADAN KALDIRAN VE NE YAZIK Kİ İŞ ÇEVRELERİNCE ALKIŞLANAN UYGULAMALAR), KAMU VE ÖZEL SEKTÖRDE KAYIRMACILIK VE EŞİTSİZLİK gibi anahtar kavramlarla değiştirdiğimizde sorunu gerçekten teşhis etmiş olacak ve çözümüne başlayabileceğiz.

 

Dünya Kadınlar Gününü her biri annemiz, eşimi, kızımız, meslektaşımız, komşumuz olan tüm kadınlar için kutlarız.